Öyle bir ortamdan geçiyoruz ki yazılarımı yarım bırakıp devam edemediğim, yazdıklarımı da paylaşmadığım bir ortam ben bu sayfayı açarken hemen hemen her gün yazı paylaşacaktım. O heyecanla açmıştım. Gündemi değerlendirip, hep birlikte güldüğümüz yazılar paylaşıp, siyasetçileri takdir edip eleştirecektik. Ara ara araştırıp ilginç bulduğum tarih bilgilerini ya da çarptırılan bizlere yanlış anlatılan tarih belgelerinin gerçekliğini yazacaktım.
Akp, Chp, Mhp, Hdp diye ayırmadan hepsi için söylüyorum gençliğin umudunu bitirdiniz. Bu gençlere yazık ettiniz.
Hangi konuya değinsem bilmiyorum. İnanın film gibiyiz keşke "Son" yazısı gibi bir şey çıksa da önümüze sonra "Bu filmde yaşananların hepsi hayal ürünüdür." deseler de biz de rahat bir nefes alsak. Üzgünüm ama yaşadıklarımız tamamıyla gerçek. Ve hayal ürünü olmayan bu ortamda "Son" yazısı hiç hayra alamet olmayacak.
Hükümet terörü araştırmıyor, engellemiyor ve her ay bir patlama oluyorsa kınamaktan öte geçemiyorsa yazıklar olsun.
Muhalefet sesini çıkartıp güçlü muhalefet yapamayıp hükümeti terörü araştırmaya ikna edemiyorsanız muhalefetinize yazıklar olsun. Muhalefet partisi olup vatanın bütünlüğünde, Milliyetçilikten bahsedip terör araştırılmasın diyorsan sana lanet olsun. Bu terör olaylarını kendi maaşlarınızın zammı gibi düşünün hani hiç kimsenin itiraz etmediği milletvekili maaşlarınız gibi oturun çözün. Halk olarak yapabileceğimiz bir şey varsa söz yardımcı olacağız. Siz bu ölen halkın oylarıyla iktidar oldunuz, ana muhalefet oldunuz ya da meclise girdiniz. Sadece maaşlarınızın hakkını verseniz yeter. Lütfen artık bir dur deyin, artık lütfen hükümet yetkilileri olaya el atın. Artık lütfen bir olayı da üstlenin ve biz şurada şu yanlışı yaptık, üzgünüz ama suç bizim deyin. Güvenlik zaafiyeti var engel olamadık deyin. Allah'a aşkına aklımızla dalga geçmeyin. Yanlış politika yaptık, haberini aldık ama üzgünüz engelleyemedik deyin ama lütfen bir şey deyin...
Yoksa biz;
Ansızın bir kör kurşundan ya da bombadan ölmezsek; en iyi ihtimalle hepimiz kahrımızdan öleceğiz..
Hani diyorduk ya;
Irak'ta hergün bombalar patlarken, 50-60 insan ölürken normal hayat nasıl devam ediyor?
İşte
Öğrendik şimdi...
Allah kahretsin ki öğrettiler.
Bizi ölüme, tecavüze, teröre, şehide alıştırdılar, alıştırıldık. Hayır ya bunlarla yaşamaya alışmamalıyız bunlara alışamayız bunları asla kabullenmeyin!
Ölüm zinciri ürkütüyor değil mi? Keşke elimizde ölüm zinciri ile bir örnek olmasa da ben de ölüm zincirinin ne demek olduğunu açıklamakta zorlansam ama maalesef elimizde örnek var.
Ölüm zinciri:
Önce Ali İsmail'i, sonra Ali İsmail'in pankartı önündeki Ali Deniz'i, sonra da o fotoğrafı RT'leyen arkadaşı Ozancan Akkuş'u kaybettik.
Ozancan 10 Ekim patlamasında ölen arkadaşı Deniz için demişti ki;
"Gözlerimizinden akan yaş bile ellerinizdeki kanı temizleyemeyecek o temiz adam her zaman sizin yakanızda bizim kalbimizde kalacak."
Güzel insan sen de bizim kalbimizdesin.
Gök bugün sizler için bu kadar kara, bugün gün sizin için aymadı.
Ne çok öldük değil mi yaşamak için..
Orada masum insanlar katledildi.
Ygs'den çıkan stres atmak için orada olan öğrenciler katledildi. Saçma eğitim sistemimiz içinde tırnağını dişine takıp, gece gündüz hafta sonu demeden. Aylarca uykusuz kalıp geleceği için sınava çalışan çocukların orada geleceğini aldınız.
Evine üç kuruş fazla götürmek isteyen anneyi, babayı aldınız orada.
Orada üniversite gençlerinin canına kıydınız, hayallerini aldınız onlardan.
Orada evlat, eş, arkadaş, sevgili, anne, baba hepsi katledildi. Allah'ım bu nasıl büyük acı.
Elimden bu son olsun demekten başka bir şey gelmediği için özür dilerim.
Atatürkçü, Cumhuriyetçi, geleceğin tarihçisi, geleceğin sosyoloğu, siyaset sever, okur, yazar, araştırır. Gazeteleri okur, mutlaka haberleri izler. Özellikle siyasileri takip eder etkileşime geçer, konuşur, tanışır. Gündeme dair yazılar yazar. Eylemleri, Milli bayramları kaçırmaz. Biraz tarihi biraz da siyasi yazılar yazmak için burada. Yerine göre taraflı.
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2016 Pazartesi
17 Şubat 2016 Çarşamba
Yazı da patladı!
Bugünkü yazı hazırdı, yayınlamıyorum.
Yazı da patladı.
Cennet vatanımı cinnet vatan haline getirdiler.
Yazı da patladı.
Cennet vatanımı cinnet vatan haline getirdiler.
14 Ekim 2015 Çarşamba
Canımız Yanıyor
10.10.2015 AnKARA..
Nasıl başlanır bilmiyorum, ne denir, ne denmez, ne denmeli inanın bilmiyorum.
O kadar zor ki..
Barış için öldüler demek çok zor.
Sanırım son açıklama 97.
97 insan öldü, 97 can çoğumuz sayıya takıldık ama insanlık bir kez daha öldü.
resmi olan 97 ise daha çok vardır. 97 de olsa dile bile kolay değil ki bunlar barış için giden canlar.
Haberleri izlemedim. Hatta izlemedim değil izleyemedim.
Acılar o kadar fazlayken yapılan açıklamalar şok ediciydi.
Kim yaptı? Neden yaptı?
Bana Akp ve Pkk işbirliği gibi geldi. Sadece varsayım ama eğer başka bir örgüt olsa Mit çocuk oyuncağı değil ya nasıl engelleyemedi. Polise kızdık çoğumuz ama kızmamız gereken emri veren. Onlar da emir eli sonuçta. Tabi ki yaralıların olduğu yerde biber gazı sıkmak ne kadar doğru o da tartışılır. Bana kalırsa tek adam dönemi sarsıldığı için gelin tek başına iktidar olsun huzura kavuşalım. Bizim zamanımızda böyle olaylar yoktu demek istediler. Hatta şuan hükümet de biz yokuz bunun tamamını biz üstlenemeyiz dediler. Davutoğlu: "Bu hükümet, AKP hükümeti değildir" deyince. Daha dün açılışları AKP hükümeti olarak yapıyordunuz ne zaman istifa ettiniz? Diye sormak düşüyor bize. Allah aşkına siz kimi kandırıyorsunuz. Bu hükümet bal gibi AKP hükümetidir.
Chp ve Mhp hükümet de bulunmuyoruz dedi. Mhp bir fire vererek hükümete bakan gönderdi. Hdp de gönderdiği bakanları istifa ettirdi. Yani Sadece bir Mhpli bakan dışında bariz Akpli hükümet.
Patlamaya kötü niyetle gidenler olmuştur belki bunlar da çok az sayıdadır. Ama çoğu saf duygularla gitti. Chp gençlik kollarından, öğretmenlerden, avukatkardan, Hdplilerden 9 yaşına çocuğa kadar herkes. Söylenecek çok da söz yok aslında.
Bir de lider değerlendirmesi yapalım;
Kemal Kılıçdaroğlu:
İster sevin, ister sevmeyin ama en iyisini Kılıçdaroğlu yapıyor. Ülkesini düşünen tek lider. Siyaset adamının devlet adamlığına yükselişidir. Böyle bir durumda a partisi b partisi demeden. Meclis'te bulunan tüm partiler bir araya gelmeliydi. İlk açıklamasında da dediği gibi bu konu lehine olan her şeyin altına imzasını atmaya hazır. Davutoğlu'nun davetini kabul etmesi de erdemdir, doğru olandır. Diğer liderlere ise çağrısı, davet etmesi ülke lehinedir. Yani o kadar kötü yönetiyorlar ki Kılıçdaroğlu mecburen ülkenin gerçek başbakanı gibi davranıp tüm taraflarla görüşmek istiyor. Olayın hemen ardından eşiyle birlikte olay yerine karanfil bırakıyor, giden canların ailelerinin yanında oluyor, taziyeye gidiyor. Kılıçdaroğlu'nun yüzünden acısını görüyoruz, samimiyetini görüyoruz. Bir şans verin bakalım 1 Kasım'da.
Devlet Bahçeli:
Yani nasıl bir lider, ne yazılabilir bu saatten sonra Devlet bey hakkında bilemiyorum.
Hayır, hayır, hayır.. Davutoğlu'nun görüşmesini reddetti. Kılıçdaroğlu'na hayır dedi. Doğru düzgün bir açıklama yapmadı. Doğru düzgün bir kınamadı bile. Kınadıysa düzgün açıklama yaptıysa ve ben görmediysem özür dilerim ama yakışmayan hareketler Devlet beye. Bu duruma gelmemizde rol oynayanlardan. Hani terör araştırılması diyenlerden. Yapacaktınız dıştan Hdp destekli Chp-Mhp koalisyonunu. Yani sen ya da ben kabul etmesek de meclisteler. İki yıl da çözebildiğiniz sorunu çözüp, bunları bitirip herkes kendi yoluna diyecektiniz. Ekonomi batmayacak, terör artmayacaktı.
Ahmet Davutoğlu:
Yaptığı açıklamalara gelde şaşırma."Bu bizim hükümetimiz değil. ", "Elimizde canlı bomba listeleri var ama eylem yapmadan tutuklayamayız." Kendini patlatınca tutuklarsınız artık. Demek düşüyor. Yurt dışında 12 kişinin öldüğü terör saldırısına lanet etmeye gidiyor ama ülkede 97 kişi ölmüş kimin umurunda. Olay yerine karanfil bırakmaya dahil gitmedi.
Selahattin Demirtaş:
Birlik mesajı vermeye çalıştı. Asker de biziz, polis de biziz, halk da biziz demesi iyiydi. Olay yerine giderken Hdp ekibinin gülmesi hiç hoş değil hem de hiç. Karanfil bırakmaları doğruydu ama gülmeleri şaşırttı.
Recep Tayyip Erdoğan:
Birden sessiz kaldı. Ama olay günü ya da ertesi günü karanfil bırakmadı bugün bıraktı şaşırtıcıydı.
Yani ülke olarak zor çok zor bir dönemden geçiyoruz. Liderlere sesleniyorum oturun konuşun bir çözüm bulun!
Nasıl başlanır bilmiyorum, ne denir, ne denmez, ne denmeli inanın bilmiyorum.
O kadar zor ki..
Barış için öldüler demek çok zor.
Sanırım son açıklama 97.
97 insan öldü, 97 can çoğumuz sayıya takıldık ama insanlık bir kez daha öldü.
resmi olan 97 ise daha çok vardır. 97 de olsa dile bile kolay değil ki bunlar barış için giden canlar.
Haberleri izlemedim. Hatta izlemedim değil izleyemedim.
Acılar o kadar fazlayken yapılan açıklamalar şok ediciydi.
Kim yaptı? Neden yaptı?
Bana Akp ve Pkk işbirliği gibi geldi. Sadece varsayım ama eğer başka bir örgüt olsa Mit çocuk oyuncağı değil ya nasıl engelleyemedi. Polise kızdık çoğumuz ama kızmamız gereken emri veren. Onlar da emir eli sonuçta. Tabi ki yaralıların olduğu yerde biber gazı sıkmak ne kadar doğru o da tartışılır. Bana kalırsa tek adam dönemi sarsıldığı için gelin tek başına iktidar olsun huzura kavuşalım. Bizim zamanımızda böyle olaylar yoktu demek istediler. Hatta şuan hükümet de biz yokuz bunun tamamını biz üstlenemeyiz dediler. Davutoğlu: "Bu hükümet, AKP hükümeti değildir" deyince. Daha dün açılışları AKP hükümeti olarak yapıyordunuz ne zaman istifa ettiniz? Diye sormak düşüyor bize. Allah aşkına siz kimi kandırıyorsunuz. Bu hükümet bal gibi AKP hükümetidir.
Chp ve Mhp hükümet de bulunmuyoruz dedi. Mhp bir fire vererek hükümete bakan gönderdi. Hdp de gönderdiği bakanları istifa ettirdi. Yani Sadece bir Mhpli bakan dışında bariz Akpli hükümet.
Patlamaya kötü niyetle gidenler olmuştur belki bunlar da çok az sayıdadır. Ama çoğu saf duygularla gitti. Chp gençlik kollarından, öğretmenlerden, avukatkardan, Hdplilerden 9 yaşına çocuğa kadar herkes. Söylenecek çok da söz yok aslında.
Bir de lider değerlendirmesi yapalım;
Kemal Kılıçdaroğlu:
İster sevin, ister sevmeyin ama en iyisini Kılıçdaroğlu yapıyor. Ülkesini düşünen tek lider. Siyaset adamının devlet adamlığına yükselişidir. Böyle bir durumda a partisi b partisi demeden. Meclis'te bulunan tüm partiler bir araya gelmeliydi. İlk açıklamasında da dediği gibi bu konu lehine olan her şeyin altına imzasını atmaya hazır. Davutoğlu'nun davetini kabul etmesi de erdemdir, doğru olandır. Diğer liderlere ise çağrısı, davet etmesi ülke lehinedir. Yani o kadar kötü yönetiyorlar ki Kılıçdaroğlu mecburen ülkenin gerçek başbakanı gibi davranıp tüm taraflarla görüşmek istiyor. Olayın hemen ardından eşiyle birlikte olay yerine karanfil bırakıyor, giden canların ailelerinin yanında oluyor, taziyeye gidiyor. Kılıçdaroğlu'nun yüzünden acısını görüyoruz, samimiyetini görüyoruz. Bir şans verin bakalım 1 Kasım'da.
Devlet Bahçeli:
Yani nasıl bir lider, ne yazılabilir bu saatten sonra Devlet bey hakkında bilemiyorum.
Hayır, hayır, hayır.. Davutoğlu'nun görüşmesini reddetti. Kılıçdaroğlu'na hayır dedi. Doğru düzgün bir açıklama yapmadı. Doğru düzgün bir kınamadı bile. Kınadıysa düzgün açıklama yaptıysa ve ben görmediysem özür dilerim ama yakışmayan hareketler Devlet beye. Bu duruma gelmemizde rol oynayanlardan. Hani terör araştırılması diyenlerden. Yapacaktınız dıştan Hdp destekli Chp-Mhp koalisyonunu. Yani sen ya da ben kabul etmesek de meclisteler. İki yıl da çözebildiğiniz sorunu çözüp, bunları bitirip herkes kendi yoluna diyecektiniz. Ekonomi batmayacak, terör artmayacaktı.
Ahmet Davutoğlu:
Yaptığı açıklamalara gelde şaşırma."Bu bizim hükümetimiz değil. ", "Elimizde canlı bomba listeleri var ama eylem yapmadan tutuklayamayız." Kendini patlatınca tutuklarsınız artık. Demek düşüyor. Yurt dışında 12 kişinin öldüğü terör saldırısına lanet etmeye gidiyor ama ülkede 97 kişi ölmüş kimin umurunda. Olay yerine karanfil bırakmaya dahil gitmedi.
Selahattin Demirtaş:
Birlik mesajı vermeye çalıştı. Asker de biziz, polis de biziz, halk da biziz demesi iyiydi. Olay yerine giderken Hdp ekibinin gülmesi hiç hoş değil hem de hiç. Karanfil bırakmaları doğruydu ama gülmeleri şaşırttı.
Recep Tayyip Erdoğan:
Birden sessiz kaldı. Ama olay günü ya da ertesi günü karanfil bırakmadı bugün bıraktı şaşırtıcıydı.
Yani ülke olarak zor çok zor bir dönemden geçiyoruz. Liderlere sesleniyorum oturun konuşun bir çözüm bulun!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)