Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2016 Pazartesi

Biz haklıyız, Mustafa Kemal Paşa'mı sildirmeyeceğiz.

Her şeyi yavaş yavaş yaptılar, evet zekice davrandılar, oyunu çok güzel oynadılar. Halk ne yaptı sustu. Onlar yok etti halk sustu.İlk ve orta öğretim Tarih kitaplarından Atatürk çıkartılıyormuş... Ben buna şaşırmadım siz şaşırdınız mı? TC kaldırıldı sustuk, Andımız kaldırıldı sustuk, Ulu Önderime ayyaş dendi sustuk sırada ki hamleleri de bu ama artık biz susmayalım.. Biz Tarih bölümünde bile Atatürk'ü tartışıyoruz. İşte eskiden şehir merkezleri camiymiş  Atatürk gelmiş batı özentiliği yapıp heykel merkezli yapmış da niye şehrin merkezi cami değilmiş acaba dinsiz mi Atatürk? Sonra oradan biri çıkıp Atatürk ezanı niye Türkçeleştirmiş? Diyor. Senin gibi saflar dini anlayabilsin diye.. Diyemiyorsun. Atatürk dinin anlaşılmasını sağlamak istemiştir bunun için de din dilini Türkçeleştirmiştir. Atatürk'ün dinin anlaşılmasını sağlama çalışmaları onun toplumu "dindarlaştırma" veya "dinsizleştirme" çabası olarak yorumlamak yanlıştır. Yani özetle biz Tarih bölümünde bile Atatürk öyle mi Atatürk böyle mi tartışırken söylenecek tek söz var vay memleketin haline..
Oradan biri çıkar eğitimi Kemalist ruhdan kurtamalıyız der. Tatlı su tarihçileri de Atatürk dinsizzz, şapka takmadı diye alimleri astıı, Atatürk onu yaptı, Atatürk bunu yaptı. Ee be insafsız sana ülke vermiş, sana rahat nefes alma özgürlüğü vermiş..

Farkında mısınız? Ulu Önderimin hakkında bilmemiz gereken hiçbir şey öğretilmiyor öğretilmediğiyle kalmıyor bir de gerçekler çarpıtılıyor..
Burada Sinan Meydan'ın Panzehir kitabının önsözünden alıntı yapacak olursam. George Orwell'in ifadesiyle "Her şey bir sis bulutu içinde yitip gidiyordu. Geçmiş silinmekle kalmıyor, silindiği de unutuluyor, sonunda yalan gerçek olup çıkıyordu."
Orwell, "1984" romanında şimdiyi denetim altında tutan diktatör iktidarın geçmişi ve geleceği de denetim altında tutmak için bir taraftan geçmişte gerçekten yaşanmış olan tarihi silip yok ederken diğer taraftan planladığı toplumsal düzene uygun yeni bir tarih uydurduğunu anlatmıştır. Sinan Meydan'ın ifadesiyle de Akp iktidarının tarihi silip yeniden yazmasına en çok bilgisiz ve bağnaz çevreler destek vermiştir.. Ve Akp'nin gerçek tarihi çarpıtıp, silip yerine yeni bir tarih uydurmasına hiçbir tepki göstermedikleri gibi, kısa sürede gerçek tarih diye bu yeni kurmaca tarihe inanmaya başlamışlardır. Çünkü bağnazlığın ve cehaletin doğal sonucu sorgulamadan inanmaktır. Alıntıyı yaptığım kitap Panzehir'i şiddetle siz değerli okurlara tavsiye ediyorum. Sinan Meydan Panzehir kitabında yalanlara, çarpıtmalara, iftiralara belgelerle mükemmel cevap vermiştir. Sinan hocama bu güzel bilgileri için de teşekkürü borç bilirim..
Şimdi anladınız mı niye Kemalist eğitime karşılar, niye toplumu cahil bırakmak istiyorlar çünkü sorgulayan bir nesil istemiyorlar. Sorgulayan bir nesil olursa uydurdukları tarihi inandıramayacaklar. Ve bunu yavaş yavaş başarıyorlar. Sorgulamayan, körü körüne inanan, Atatürk ilke ve İnkilaplarını bilmeyen bir Türk gençliği yetişiyor. Ama onlar okumuyorsa biz okuyup anlatacağız ve biz kazanacağız. Siz Kemalist eğitimi yok etmeye çalıştıkça biz daha da sımsıkı sarılacağız. Bu ülkenin kurucusunu silemeyeceksiniz sildirmeyeceğiz.
Siz kuvvetli olabilirsiniz ama biz haklıyız ve Mustafa Kemal Paşamın da dediği gibi "Herhalde alemde HAK vardır ve HAK Kuvvetin üstündedir." Mustafa Kemal paşama and olsun ki yok etmelerine izin vermeyeceğiz!

17 Eylül 2015 Perşembe

Atatürk ve Kadın

Atatürk'ü sevmeyen insanı anlamıyorum ama Atatürk'ü sevmeyen kadını hiç anlamıyorum. Nasıl sevmez nasıl saygı duymazsın? Onu nasıl eleştirirsin. Onun sayesinde özgürsün.Atatürk olmasaydı biz kadınlar da hiç sayılacaktık. Hiçbir şekilde mesleğimiz, maddi gelirimiz, hakkımız olmayacaktı. Eşlerin hep on adım gerisinde olacaktık. Ne mirastan erkek kardeşimiz kadar hak alabilecektik ne medeni haklarımız olacaktı ne yöneticilerimizi seçme hakkımız olacaktı ne de yönetici olma hakkımız. Biz Kurtuluş savaşında gerektiğinde çocuklarımızı bıraktık cepheye koştuk yeri geldi erkeğin önünde birebir savaştık, yeri geldi milli mücadeleyi başlattık. Nene Hatun olduk. Kara Fatma, Halime Çavuş olduk. Vatanımız için her şeyi yaptık, her şeyi de yaparız. Kimse kusura bakmasın ben aldığım hakları elimin tersiyle geri itemem. Vazgeçemem Cumhuriyet'ten. Ben Cumhuriyet kadınıyım Atatürk'ümden asla vazgeçmem! Atam'ın dediği gibi Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın..
Atam'ın kadın için yaptıkları;
1921:Darülfünun'da karma öğretime geçildi.
29 Ekim 1923: Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınların kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı.
3 Mart 1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğrenim Birliği) çıkarıldı. Böylece eğitim laikleştirilerek tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı. Kız ve erkekler eşit haklarla eğitim görmeye başladı.
17 Şubat 1926: Türk Medeni Kanunu'nu kabul edildi. Kanun ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlaraboşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı. 4 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kanun 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi.
1930: Belediye yasası çıkarıldı. Yasa ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.
1930: Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenleme Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile yapıldı.
1930: Doğum izni düzenlendi.
10 Haziran 1933: Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu.
26 Ekim 1933: Köy Kanunu'nda değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakları verildi.                          
5 Aralık 1934: Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Türkiye bu hakkı kadınlara tanıyan ilk ülke oldu. Türk kadını bu yeni haklarını hemen kullandı.
8 Haziran 1936: İş Kanunu yürürlüğegirdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.
1937: Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması 1935 tarihli 45 sayılı ILO sözleşmesi ile yasaklandı.